İSİM ÖNEMLİ MİDİR?

Mart 20, 2007 at 10:21 am (Hatirasi Olmali)

Sevgili Edebiyat Dostları,
Şu son on beş, yirmi günden beri başım dönüyor dersem inanır mısınız? Gelenler, gidenler, yazılar ardından sevinçler, hüzünler… Hepsi iç içe öylesine etrafımı sardı ki, başımın dönmemesi mümkün değil. Ama ben, bütün bunların hepsine “ Hayatın cilveleridir. “ gözüyle bakıyorum.
Gelenler, sanki yazı hayatına yeni başlamışçasına kaleme sarılıyor, git- gel yapanlar da ( Ben dahil ) hiç yazmamışlar gibi geçmişin acısını çıkartmaya çalışıyorlar. Bütün bunlar hem sitemiz, hem de kültür ve sanat dünyamız için sevindirici gelişmeler.
Hele hele bunların içinde günlerce gündem oluşturmaya çalışan biri var ki, söz etmeden geçemeyeceğim: Muammer Erkul…
Lütfen kendisi de, okurlarım da kendisini ilk defa bu sitede tanıdım diye bana gücenmesinler. Çünkü, basının boyalı hale geldiği günlerden beri, gazetelerin pek takipçisi olmadığımdan sadece ismi aşina olarak kalmış kulaklarımda. Ama bundan sonra, kendisi dostlarım arasında müstesna yerini alacak.
Kendisi bana lütfetti, bundan önceki yazımın altına şöyle bir yorum ekledi:
” SIRADAKİ YAZININ KONUSU?..
Murat Başaran ile aşağıdaki yazışmanızı okuduktan sonra, bana sanki öyle geliyor ki; yeni yazınız HÜDAYİ YOLU ismiyle çıkacak ortaya… Hayırlısı bakalım, bekleriz biz de!.. Muhabbetle. Muammer ”
Ben de daha önceden planlayıp da, daha sonraki günlerde “ Aziz Mahmud Hüdâyî “ için yazdıklarımı öne aldım. Şimdi gelelim konumuza:
Bakın, Aziz Mahmud Hüdâyî hakkında bilgi/bilgilere ulaşmak isterseniz; gerek kitaplardan, gerekse internet ortamından bulup öğrenirsiniz. Benim amacım burada sizi bilgilere boğmak değil. Gerekirse edebiyat eğitimini almış bir kişi olarak, ilerideki yazılarımda bunu da yaparım.
Burada size başlığımda da belirtmiş olduğum gibi “ İsim Önemli midir ? “ sorusuna cevap vermek. Evet, önemlidir.
Şayet beni bir “ Divan Yolu “ ismi, Osmanlı’nın o muhteşem günlerine götürüyorsa, “ Süleymaniye Camii “ Kanuni Sultan Süleyman’ a, Erzurum’daki “ Çifte Minare “ Selçuklular’da bir seyahat yaptırıyorsa, isim son derece önemlidir.
Bakın bu misalleri, kendi yaşadığım yerden de vereyim: İlk, orta ve lise öğrenimini gördüğüm Balıkesir’in Havran ilçesinde yetişmiş iki mümtaz sima vardır. Bunlardan biri Çanakkale kahramanı Kocaseyit, diğeri günümüz şairlerinden merhum Halil Soyuer’dir.
Çanakkale’de kahramanlıklar göstermiş Kocaseyit’in köyünün ismi önceleri “ Çamlık “ tı. Şimdi ise bu kahramana atfen “ Kocaseyit Köyü “ ismi verildi. Yine Havran’da bir caddeye de “ Halil Soyuer Caddesi “ ismi verildi. Şu anda bu iki mümtaz şahsiyet de canlı canlı yaşatılıyor.
Bütün bu verdiğim misallerden sonra olumlu/olumsuz ne düşünülürse düşünülsün Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretleri’nin kerametinin gerçekleştiği yola da “ Hüdâyî Yolu “ denmesi, konulacak isimlerin en münasibi olur.
Yazımı bu gönül ehlinin güzel, güzel olduğu kadar da etkileyici mısralarıyla bitirmek istiyorum:
“ Alan sensin, veren sensin, kılan sen
Ne verdinse odur dahi nemiz var
Hakikat üzre anlayup bilen sen
Ne verdinse odur dahi nemiz var. “
16.03.2007

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: