Yahya Kemal’de İstanbul Tutkusu

Mart 20, 2007 at 10:20 am (Hatirasi Olmali)

İnsanın içinde yeşerttiği öylesine hisler vardır ki, gelip geçicidir. Saman alevi gibi yanıp söner; ama öylesine hisler vardır ki, gün geçtikçe içindeki hislerinin alevi gittikçe artar ve vazgeçilmez duygular haline gelir. Kısacası tutkuya dönüşür.
Bu tutku, kimi zaman bir insana, kimi zamanda etrafımızda gördüğümüz nesnelerin güzelliklerine olur. Ağaç tutkusu, çiçek tutkusu, deniz tutkusu, okuma tutkusu, yazma tutkusu vs. Ama bütün bunların ötesinde şehir tutkusu vardır ki; o şehri cansız bir madde olmaktan çıkarır, canlı canlı güzellikler önümüze serer.
İşte edebiyatımızın mümtaz simalarından olan Yahya Kemal’in eserlerine baktığımızda İstanbul tutkusunun doruğa ulaşmış olduğunu görürüz. Her ne kadar İstanbul’u gören gözlerde bu şehir derin izler bıraksa da, Yahya Kemal’deki vurgunluk bir başka türlüdür. İsterseniz bunu hoş bir anekdotla, sizlere misallendirmeye çalışayım:
“ Ankara başkent olduktan sonra kimi şairler, özellikle milletvekili seçilenler bu şehre övgüler düzmeye başlar. Behçet Kemal Çağlar Ankara’ya güzellemeler yazar. Ne var ki, bunu İstanbul şairi Yahya kemal Beyatlı’dan da bekleyenler vardır. Aziz İstanbul’un tavizsiz şairi Ankara için şiir yazmaz. Bir gün sorarlar: “ üstad, Ankara’nın hiç mi iyi bir tarafı yok? “ “ Var “ diye cevap verir koca şair. “ Nesi? “ diye merak edilmesi üzerine de, “ İstanbul’a dönmesi” karşılığını verir. “ ( 1)
Onun için Yahya Kemal’siz bir İstanbul’u tasavvur edemeyiz. Gerçi, edebiyatımızda İstanbul üzerine söylenilenler pek çoktur. Ancak Yahya Kemal’deki İstanbul, bambaşka bir güzelliktedir. Aşağıdaki mısralara baktığımızda bunu daha iyi anlarız:
“ Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer,
Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul!
Sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer. “ (2 )
İşte Yahya Kemalde İstanbul, böylesine bir doruktadır. İstanbul’a tepeden bakıp bütün güzelliklerini görür ve şiirlerinde ses ve musikiyle birlikte hislerini sağanak sağanak dile getirir. Nitekim üzerinde Yahya Kemal’in etkileri görülen değerli edebiyat Tarihçimiz Ahmet Hamdi Tanpınar da, Yahya kemal’in İstanbul’a olan vurgunluğunu şöyle teyid eder:
“ Evet, İstanbul’u ve bütün vatanı, tarihimizle, halkımızla ızdırap ve neşemizle bizi birçok o kadar üstün yapan macera ve tecrübelerden miras hayat ve dünya görüşümüzle, kendimizi hep onun sesinde duyduk. “ ( 2 ) diyor ve devamla:
“ Nedim, bu İstanbullu şairlerin başında gelir. O hastalığını, sefaletini, hiddetini, ruh tezatlarını İstanbul’a geçirmemiştir. Fakat neş’esi etrafımızda hâlâ yaşamaktadır. Nedim’i hatırlamadan eski İstanbul’u, mevsimlerini, eski bayramları, şehirli hayatını, İstanbul güzelini hatırlamak pek az mümkündür. Bâkî ondan çok evvel, Yahya Efendi Bâkî’ den az sonra, başka tarzda olsalar bile, Cafer Çelebi ve Ataî hep İstanbullu şairlerdir.
Şeyh Galip, bu mirası az çok değiştirmiş, yaşadığı şehri yeni denebilecek bir hayal dünyası arasından görmeye çalışmış, hiç olmazsa Boğaziçi mehtabını yeni bir iklim gibi bulmuştur.
Bütün bu şairlerin İstanbul’ u çok sevdikleri ve bize parça parça verdikleri muhakkaktır. Yalnız şu nokta vardır ki, hepsi az çok şehir çocuğu olarak bunu yapmışlardır.
Yahya Kemal’in onlardan farkı, İstanbul’un şairi olmasıdır. O yaşanan bir medeniyetin hazır çerçevesinden değil, bir ferdiyetin adesesinden, bir dâüssılaya benzeyen sevgiden ve bir tefekkürün arasından İstanbul’u gördü ve teganni etti. Belki daha ileri gitti; bu şehrin güzelliklerinde sanatının nizamını aradı. “ ( 3 )
O, sadece İstanbul’un güzelliklerine tepeden bakmakla kalmaz, her bir semti büyük bir vurgunlukla içten içe anlatır. Ve onda, İstanbul’dan hareketle bir Anadolu ve Osmanlı resmini çizersiniz. Ondaki rintlik, sizi İstanbul diyarlarından alır, bambaşka diyarların manevi ikliminde dolaştırır. Nitekim “ Süleymaniye’de Bayram Sabahı “ isimli şiirinde bu hususiyeti çok açık bir şekilde görürsünüz:
“ Ulu mâbet! Seni ancak bu sabah anlıyorum:
Ben de bir vârisin olmakla bugün mağrûrum:
Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhura bakarken şimdi,
Senelerden beri rü’yada görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim. “ ( 4 )
Peki Yahya Kemal’in tutkunluğu sadece Süleymaniye’yle sınırlıdır? Hayır. Onda Üsküdar da coşkun bir sel gibidir:
“ Üsküdar, bir ulu rü’yayı görenler şehri!
Seni gıptayla hatırlar vatanın her şehri. “ ( 5 )
Bütün bunların yanı sıra Kocamustafapaşa, Kandilli, İstinye, Maltepe, Fenerbahçe hep doruklarda dile getiriliyordu.
Yazıma yine onun İstanbul’a olan tutkusunu anlatan bir başka şiiriyle son vermek istiyorum:
“ Gurbetten, uzun yolculuk etmiş, dönüyordum.
İstanbul ufuktaydı…
Doğrulduğumuz ufka giderken…
Sevdâlı yüzüşlerle, yunuslar
Yol gösteriyordu.

İstanbul ufuktan.
Simasını göstermeden önce,
Kalbimde göründü… “ ( 6 )
1.Edebiyatımızın Güler Yüzü- Mehmet Nuri Yardım.
2.Kendi gök kubbemiz- Yahya Kemal
3.Edebiyat Üzerine Makaleler- Ahmet Hamdi Tanpınar
4.age
5.Kendi gök kubbemiz- Yahya Kemal
6.age
7.age
Not: Yukarıdaki yazı, Bizim Külliye Dergisi’ndeki yazımdan alınmıştır.
15.03.2007

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: